28 Ocak 2014 Salı

Tepedeki Ev / Kokuriko-zaka kara / From Up On Poppy Hill (2011)


91 dakika süren ve 2011 yapımı olan bu Studio Ghibli yapımı anime bu sefer Hayao Miyazaki değil de ikinci kuşak oğul Goro Miyazaki imzasını taşıyor..Her ne kadar baba Miyazakiden geçer not alamasa da bu animeyle oğul Miyazaki seyirciden 7.2 gibi iyi bi not alarak gönülleri fethetmiş diyebiliriz..


Konuya baktığımızda ise,hikaye 1963 yılında Yokohama'da geçiyor. Kokuriko malikanesi limana hakim bir tepede bulunmakta ve 16 yaşındaki bir kız olan Umi bu evde yaşamaktadır. 

Umi her sabah erkenden kalkıp denize karşı bir işaret bayrağı dikmekte ve bu “güvenli seferler dilerim“ anlamına gelmektedir. 17 yaşında bir çocuk olan Shun ise her sabah bir romorkörle okula giderken her zaman bu bayrağı görmektedir.

O yıllarda, bir dahaki yıl yapılacak olan Tokyo Olimpiyatları için yapılan hazırlıklarda, insanlar eski olan her şeyi yok etmekte ve sadece yeni şeylerin görkemine inanmaktadırlar.


Yok etme işlemleri sürerken Yokohoma'daki bir lisede küçük bir mücadele meydana gelir. Kültür kulübünün '' Quarter Latin '' lakaplı binası çok eski ama bir o kadar da tarih ve hatıralarla doludur.Ve yenilik hareketleri esnasında bina yıkılmalı mıdır yoksa korunmalı mı?


 İşte tam bu telaşın tam ortasında Umi ve Shun karşılaşırlar. Shun binanın korunmasını isteyen öğrencilerle protesto gösterileri ve ikna çabalarına girerken, Umi de binanın güzel yanlarını ön plana çıkarmak için büyük çaplı bir temizlik yapılmasını önerir.


Kulüp vasıtasıyla bu ikili gitgide birbirlerine yakınlaşırlar ancak beklenmedik bir durumla karşılaşırlar. Yeşilçam misali kardeş olabilme ihtimalleri vardır..


Bi anda duygularına set çekip,hiçbirşey olmamış gibi davranmak zor da olsa hayatlarına devam ederler.Bu sürede bir yandan kendileriyle olan mücadeleleri sürerken ,diğer yandan kulübün yıkılmasını engellemek için verdikleri uğraş ikisini de farklı yönlere sürükler..Ve savaşın ortasında ve sonrasında, ebeveynlerinin nasıl tanıştıklarını, aşık olduklarını ve yaşadıklarını öğrenirler..  


Böyle bahsedince aslında hikayenin çokta bi albenisi yokmuş gibi görünüyo ama Studio Ghibli'nin yaptığı bütün işlerin nedense tuhaf bi büyüsü var..İzlerken herşeyi unutup farklı bi dünyaya çektiğinden mi bilemiyorum ama ben çok sevdim..

Anlatılanlar ve yaşanılanlar çok munis bi ifadeyle seyirciye yansıtılmış..Müzikleri de çok etkileyiciydi..Ayrıca baba Miyazaki'den geçer not alamasa da yaptıkları işlerin benzediğini farkettim..Farklı kuşaktan olsalar da filmlere ayırt etmeden baktığımda genel olarak hepsinden aynı tadı almak mümkün diyebilirim.. 
Kısacası es geçmeyin ve mutlaka izleyin..^__^




3 yorum :

  1. tam bir hayao miyazaki hayranıyımdır bu da en favori filmim olamsa da en sevdiklerimden çok da başarılı buluyorum. bloguna bayıldım bu arada bana da beklerim. bende anime incelemeleri yazıyorum arada. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. beğenmene sevindim..miyazaki denilince bende akan sular durulur.. :D

      Sil
  2. Merhaba,
    Blogunuzu çok beğendim ve sizi takibe aldım.
    Sevgiler,
    Bende bloguma beklerim http://hayatimakyajla.blogspot.com/

    YanıtlaSil

Kazana Attığınız malzemelerle daha lezzetli iksirler ortaya çıkacak ^^
Nihahahaha Yorumunuzu Eksik Etmeyin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...