25 Haziran 2011 Cumartesi

Kore Sineması Üzerine Notlar-1

Artık Hollywood sinemasının çökmek üzere olduğunda hemfikiriz. Konu sıkıntısı çeken Hollywood’un can simidi Uzakdoğu’nun bize göre en faal sineması G. Kore sineması üzerine ufak notlar paylaşmak istiyorum kendimce. Her daim garip bir dram sevdası var bize benzer olarak.


Gözyaşına katıştırılmış aşklar daha makbul geliyor. Çipil gözlerden süzülen gözyaşları, sevdalısının iyiliği uğruna saklanan ve yaşanamayan büyük aşklar, romantizmin ne olduğunu anlatması için yaratılmış erkek karakterler, tüm cadılığına rağmen sevimlilik abidesi bayanlar, çılgın anneler, garip babalar, geniş aileler ve her an kuyu kazmaya hazır büyükbabalarıyla Kore sineması hayatımıza renk katmaya devam ediyor. Gözümüzün önünde yaşanan bunca dram ve çılgın komedilerden Kore’ye olan sevgimiz ve ilgimiz her geçen gün artmakta. (Oppalar ve Nonaların bunlarla ilgisi yok tabii)


Uzun soluklu hikâyelerden uzak durup hikâyeleri tadında bırakarak işlemeleri, Televizyonlarımızı kaplayan o sıradan dizilerden uzaklaşmamızın en büyük nedeni belki de. Sıradan sonu çok önceden belli olan dizilerden uzak hikâyeler tercih etmeleri biraz daha çekici kılıyor dizileri.





Mankenden Oyuncu Olur mu?
Her fırsatta ülkemizde tartışılan bu konu Uzakdoğu özellikle G.Kore’de akla bile gelmiyor olmalı. Her gördüğümüz yüz defilelerde, reklam filmlerinde, kliplerde, dansçı, showmen olarak kısacası her şey olarak karşımıza çıkıyor. On parmağında on marifet deyimini Güney Koreli ünlüler için kullanmak yanlış olmaz sanırım. Yaptıkları her işten yüzlerinin akıyla çıkan bu oyuncuları gördüğümde kendime şu soruyu sormaktan alamıyorum… Türk oyuncusu, yapımcısı bedava mı yaşıyorlar? Her daim aynı karakterleri canlandıran bu oyuncular aslında kendilerine en yakın karakterler arasında salınıp dururken bizleri kandırdıklarını mı sanıyorlar? Gözlerimizin önünde yenilenemeyen bu insanlara tahammül etmekten sıkıldığımız anda imdadımıza bilgisayar ve DVD gibi kurtarıcılar yetişiyor.
Güney Kore sineması altyapı olarak üzerinden ezikliği atmış, yenilik arayışında sınır tanımayan, başarılı oyuncularıyla çılgın hikâyeler anlatmaktan vazgeçmeyen garip, özgüvenli, yaratıcı ve özlediğimiz sinemayı bizlerle buluşturan, hayatımıza renk katan bir çerçeveyi bize sunmaya devam ediyor.



Çingularım içindeki Shogun karakteriyle  eski yazıları paylaşma fikrini aklıma sokan , kakashi8587 'e teşekkürler  :)

4 yorum :

  1. Müthiş bir yazı olmuş.Ellerine sağlık. İyi yönleri olduğu kadar eleştirilecek yanlarıda son dönemde ortaya çıkmaya başladı.Onun içinde bir yazı istiyorum bepu.

    Güney Koreli ünlülerin on parmağında on marifet gerçekten.Sadece bir alanla ilgilenmiyorlar.kendilerini geliştirmeye uğraşıyorlar. Örneğin Bi-Rain adam şarkıcı mı, oyuncu mu , dansçı mı? Karar veremedim :P
    So Ji Sub muhteşem bir aktörken bir yandan da rap albümü çıkartabiliyor. Muhteşemler gerçekten bu konuda.

    YanıtlaSil
  2. Etekte dökülecek çok fazla taş var nasıl olsa ;)

    YanıtlaSil
  3. Güney Kore Müzik piyasasından yola çıkarak düşünürsek adamların 3 dakikalık danslar için aylarca prova aldığını sadece 3 dakikalık bir performans için bile nekadar özendiklerini görebiliriz.Yoon Eun Hye mesela..Bir dizi için şarkı söylemişti.Bütün oyuncuların bir meziyeti var elbette..Boys over flowerstan tanıdığımız Geum Jan Di'nin mesela hem resim sergileri var hem piyano resitalleri..Sadece oyuncu değiller ^^ Düşünün yönetmenler nasıl donanımlıdır :)

    Be-pu ellerine sağlık :)

    YanıtlaSil
  4. @Demet Kuzu bunu görebilse bizim televizyonlarımızı ele geçirmiş medya maymunları da azıcık ders alsa keşke ^^

    YanıtlaSil

Kazana Attığınız malzemelerle daha lezzetli iksirler ortaya çıkacak ^^
Nihahahaha Yorumunuzu Eksik Etmeyin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...