7 Mart 2012 Çarşamba

Oyun ~Bir Cadı Fısıltısı Projesi

Kendi hikayemden kazana bir iksir atmazsam olmazdı. :D Geçte olsa karıştırıyorum ^^

1. Bölüm

Go_ah_RA

Her zaman ki gibi salonun en arka kısmında, bütün seyircileri görebildiği koltuğa oturdu Bo Ra. Işıklar sönmeden çok önce içeri girip, film boyunca aynı havayı soluyacağı insanlara dair hikayeler uydurmaya bayılırdı. Söylenerek ceketini ve çantasını koltuğuna koyup yanında ki koltuğa baktı. Gelen sesleri duyunca içeri giren kalabalığı fark etti. Üniversiteli olduğunu düşündüğü grup dikkatini çekmeyi başarmıştı. Önden giren ikilinin yüksek sesle oturacakları yer hakkında tartıştıklarını duyabiliyordu.

"Vaay! İşte ideal, henüz adı konmamış, çok dişli bir aşk hikayesi. Zavallı çocuk bu kızdan çok çeker. Hmmm, bu ikiliden sıradan bir romantik komedi hikayesi yerine güzel dram öyküsü olur aslında. Kız, yok yok erkek hasta olur sonra da kendi yerine kızı sevmesi için ,sevgilisine bakması için en yakın arkadaşını ayarlar...  Pöf! Çok Kore yapımı oldu bu hikaye. Kendime not, 'Araya biraz ekşın kat. Dramlardan sonra, uzak dur şu komedilerden' . Notumuzu da aldığımıza göre bakalım. Diğerleri nerede? " . Arkalarından gelen arkadaşlarıyla araları açılmıştı bu iki gencin. Fazlaca didiştiklerinden arkalarında birileri olduğunu unutalı çok olmuştu muhtemelen.  
Oldukça sevimli görünen ikili birbirlerine bakıp kızarıyor, ellerini koyacak yer bulamıyorlardı. Kıza her bakışında kocaman bir gülümseme yüzüne oturan yakışıklı delikanlı, önde ki ikilinin uzaklaştığını ancak fark edebildi. Elini havaya kaldırıp, olduğu yerde zıplayarak "Sena-shi" diye bağırmaya başladı.  O zıpladıkça kız arkadaşı kolundan çekiştiriyor, sağa sola bakıyordu.
Bu sevimli grubu izledikçe keyiflenen Bo Ra olduğu yerde kıkırdadı. İşte romantik komedi için biçilmiş kaftan bu aşıklardı.  Grubu yerine oturana kadar izleyen Bo Ra salonun dolduğunu anladığında, "Kore seni çok özlemişti, Oppa!" diye mırıldandı.  Işıklar kapandığında yanında ki boş koltuğa baktı, montunu ve çantasını oraya koydu. Anlatıcının sesiyle başlayan film,  kumsalda yürüyen Jo In Seung'un ekranda görünmesiyle salonda ses yükselmesine neden olmuştu. Eli cebinde, üzerinde ki mavi t-shirt ve paçalarını sıvadığı krem pantolonuyla tek başına sahilde uzaklaşırken, kendinizi drama hazırlayın der gibi görünüyordu Jo In Seung. 
 Sırtını koltuğa daha da yaslayan Bo Ra derin bir nefes aldı. Kahinliği bırakıp filmi izlemeyi öğrenmeliyim diye geçirdi içinden. 


  Ara verildiğinde hemen oturuşunu düzeltti. Az önceki grubun ne yaptığını merak ediyordu. Salonu biraz tarayınca ayaklanan grubu gördü. Siyah, uzun saçlı kız hışımla salondan çıkarken, deri ceketli çocukta peşinden koşturuyordu.  "Çocuk erken yakalandı demek ki. Duygularını anlatmadan eline mi yapıştı acaba kızın? Gerçi bu siyah saçlı, güzel kız çok huysuz görünüyor, elini tutmak isteyen önce hayatından vazgeçmeli" deyip kıkırdadı ve ekledi. "Çocuğun hastalığı garantilendi, iyi arkadaşı da yakışıklı bir aktöre oynatmak lazım şimdi" hehehe.

Diğerleri nerede kaldı diye kafasını çevirdiğinde romantik couple'ın  oturdukları koltuktan hiç kalkmadıklarını gördü. İkili birbirlerine  bir şeyler anlatıp gülüyorlardı. "Farkına bile varmadılar mı az önceki kavganın yani? Ey aşk, sen nelere kadirsin" . 
jang_woo_Hwang_TaeKolasından bir yudum alırken garip bir hisle irkildi.  Yüzünü çevirdiğinde oturduğu sıranın sonunda, koltukta ki kişinin kendisini izlediğini gördü. Hafifçe gülümseyip, başıyla selam verdikten sonra önüne dönüp put gibi durdu. Yanında ki çocuğun bakışları hâlâ üstündeydi ve kontrol eden değilde edilen olmaktan nefret ettiğini mırıldandı kendi kendine. Kaçan bir hırsızı yakalamak istermişçesine hızla çevirdi yüzünü sonra. Yanında telefonuyla oynayan yakışıklı çocuğun kendisine bakmamasına içerleyip  "İzlemeye devam et sen bu filmleri kızım! Ondan sonra gökten zembille insin, yakışıklı prensler peeeh. "

Az önce söylediklerini sesli söylediğini anlayan Bo-Ra, boynu bükük, çaktırmadan baktı sağında oturan çocuğa. Bıyık altı gülümsediği belli olan çocuk hâlâ elinde ki telefona bakıyordu. Demek ki mesajlaştığı kız arkadaşıyla sıcak bir konuşma içindeydiler. Kız son anda annesi hasta olduğu için sinemaya gelememişti ama bir sonra ki buluşma için yemeğe davet ediyordu çocuğu kesin. O sırada saçlarını elleriyle düzelterek solunda oturan ve son beş dakikadır kendisine bakarak konuşan kıza döndü ve gülümsedi çocuk. 
          -Merhaba, ben Kwang Tae.
  "Arada onca koltuk varken tanışma faslı da ne şimdi? " dedi Bo Ra. Başını hafiften eğip, önüne döndü. "Hiçbir şey olmamış gibi davranmak en iyisi" dedi içinden, imdadına kapanan ışıklar yetişti.  Beyaz perdede muhteşem gülümsemesiyle Jo In Seung görününce Bo Ra az önce olanları tamamen unuttu.  Mutfakta yemek yapan kızın saçlarını topluyordu sıcacık gülümsemesi eşliğinde. Bo Ra elini çenesine koyarak yaslandı koltuğun yan tarafında. Elini daldırdığı mısır kovasının çoktan boşaldığını gördü. Bozuntuya vermeden kolasından bir yudum aldı. Beyaz perdeye tekrar baktığında gözleri kocaman olmuştu. "Vuaaaaaa!"




Filmin sonunda yanında bolca peçete getirmeyi unutmadığı için şükrederken sildi gözyaşlarını. Yazılar Jo In Seung'un kumsalda ki görüntüsü üzerinden akıp geçerken fonda ki şarkının da etkisiyle gözyaşları akmaya devam etti. Işıklar yandığında tüm salon çaktırmadan gözyaşlarını siliyordu. Çantasında ki aynayı çıkarıp kıpkırmızı olan suratına baktı.  Toparlanıp salondan çıkmaya hazırlandığında yanında ki çocuğun çoktan çıktığını fark etti. Koltuklara ayağını vurarak çıkarken çocuğun oturduğu koltukta düşen telefonu gördü.  Eline telefonu alıp, salonda hızlıca çocuğa bakındı. Kalabalık salonu aynı anda boşaltmaya söz vermiş gibi çıkışa yöneldiğinden kimseyi seçemedi.  "Kader bile alay ediyor artık benimle, romantik komedi izledim iyi ki bugün. Korku filmini ıskalamam iyi olmuş" diye söylenerek dışarı çıktı. Belki dışarıda bir yerdedir diye göz gezdirirken salonda ki tatlı çifti dondurma yerken gördü. Cidden çok sevimliler diye etiketi yapıştırdığı çiftten gözlerini ayırmadan ilerlerken birine çarptı. Başını eğip özür diledikten sonra gülümseyen suratıyla  Kwang Tae'yi gördü. Heyecanla çocuğa telefonunu bulduğunu, onu aramak için dolaştığını, az sonra da sinemada ki görevlilere teslim edeceğini söylerken Kwang Tae kızın elini tuttu. 
-Teşekkür Ederim, bana anlattığın için. 
 Kız elini tutan çocuğa saf saf bakarken, "Rüya görüyorum, film o kadar sıkıcıydı ki uyuyakaldım. Ama Jo In Seung vardı filmde, sızmam imkansız." 

-Hahahahaha! Gerçekten çok hoşsun. 
Kwang Tae kahkahasıyla böldü Bo Ra'nın düşüncelerini. "Bu bir hayal ya da rüya değil Bo Ra-shi"

-Sen... Nasıl? Düşüncelerimi mi okuyorsun?


Kahkahalarının sonunda cevap verdi Kwang Tae. "Yine sesli düşündün. Bugün sürekli düşüncelerini dinledim, normalde de böyle misindir?"


Yanında ki sevimli çocuğa özel alanına girilmiş Zeyna gibi bakan Bo-Ra " telefonunu teslim ettiğime göre ben artık gideyim. İyi günler" dedi.  Kızın arkasından bir şey söyleyemeyen Kwang Tae öylece gülümsedi. 


-Yakında görüşeceğiz küçük hanım!


Hikayenin devamına ulaşmak için tıktık


*Sena ve arkadaşları sevgili Hayal'in hikayesine ait karakterlerdir. Merak edenler için tıktık




Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kazana Attığınız malzemelerle daha lezzetli iksirler ortaya çıkacak ^^
Nihahahaha Yorumunuzu Eksik Etmeyin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...