30 Mart 2012 Cuma

Dogani / Silenced

dogani_slienced

Ne güzel bir bildiri insanlara aslında George Orwell'ın  "hepimiz eşitiz ama, bazılarımız daha eşit" sözleri. İşte bu sözlerin en güzel uyduğu iğrenç, mide bulandırıcı ama gerçek, maalesef ki gerçek dünyanın içinden çıkıp gelmiş bir hikaye Silenced.


Hikaye yeterince karanlık ve bunaltıcı değilmiş gibi inatla çekimde kullanılan soğuk renkler "Gerçek hayata hoşgeldiniz" diyerek damarlarınızda akan kanların durmasına neden olacak kadar iyi aktarılmış beyaz perdeye. 
dogani_slienced
Güvenebileceği hiçbir şeyi olmayan insanların sığınak olarak gördüğü polis ve adalet sistemi aslında bazıları daha eşittir felsefesiyle var olduğunu o kadar iç burkarak ispatlıyor ki, yapabilecek bir şeyinizin olmaması sinirden titretiyor, kapatıp bu gerçeklikten kaçma isteği uyandırıyor resmen. 

Sonuna kadar izleyebilirseniz filmi işte asıl dram orada başlıyor. Bütün bu yaşananların aslında yaşandığını ve bir yerlerde yaşanmaya devam ettiğini yüzünüze bir kere daha çarpıyor. 

dogani_slienced


Bu yaşanmış hikayede Gong Yoo gibi bir sevimlilik abidesi oldukça zıt bir çizgi çıkarsa da bir çok hayranı sinemaya çekebilecek bir güç olarak kullanılmış, ama bu zıtlıklardan daha büyük ve etkileyici bir enerjide çıkmış gibi. 


Blue Dragon'da ödül olarak müzik ile yetinmek zorunda kalan Silenced filmi gerçekleri görmeyi istemediklerini göstermiyordur umarım Korelilerin. Zira filmden sonra yasalarda çocukları koruyacak tedbirler alınacağına dair bir haber duymuştum.  Sanki bu olay sadece Kore'de yaşanıyormuş gibi.  OH YOON JOO

29 Mart 2012 Perşembe

The Devil / Mawang


İçinde ki meleğin daha fazla yaşamasına izin vermediler. O da kendi adaletini sağlamak için taktı siyah kanatlarını. Adına 'Lucifer' da dediler Mawang'ta. Ayın karanlık yüzü geçince herkesin gözünde melekti oysa yeniden. Karanlıkta kalanlara karşı savaşabilmek için seçtiği  yol onu götürdü sonsuzluğa. Nergis çiçeğiyle umutlandı, yeniden gülümseyip içten gözyaşı dökebildi ama  girdiği çıkmazdan kurtuluşu yoktu artık. 

20 bölümlük bir Kore draması olan Mawang oldukça dikkat çekici kadrosuyla 2007 yılında yayınlandı. Başrollerinde tanıdık isimleri gördüğümüz yapım psişik güçleri olan bir kızın, cinayet masası polisleriyle el ele verip çözmeye çalıştığı bir olayda, araya dahil olan avukat ile birlikte yaşanan karmaşık olaylar zincirini ele alıyor. 

Her kartın bir anlamı vardır tarotta. Ve bu kartlar yorumlayan kişiye göre anlamlarını değiştirebilir. Bu anlamların yüklendiği kişi ve olaylar ise karışık ve oldukça zevkli bir dramaya dönüşmüş bu yapımla birlikte. 


Dizi fazla yankı bulduğundan Japon komşularda fazla dayanamayıp diziye yeniden hayat vermişler kazandaki yorum için tıktık OH YOON JOO

25 Mart 2012 Pazar

Scent Of A Woman Bir Kadının Listesi

Scent_of_a_woman 
Hayattan vazgeçmiş, her şeye küs yaşayabilmek ne olay hepimize oysa... Hayat bizim isteğimiz dışında zoraki olarak kötüye giderse bir şeyler için mücadele etmeye başlıyor, yeni kararlar alıp yolumuza büyük adımlarla devam edebiliyoruz.
Scent_of_a_woman
 Scent Of a Woman dizisi de bir kadın üzerinden hayatımıza ışık tutmaya gelen ulvi bir dizi :P Hadi oradan sende ^^ Diziyi beğendim ya her türlü abartma hakkımı kullanıyorum (:


Çok sade, tamamen bizden bir karakter olan sevgili kızımız Kim Sun Ah tarafından da canlandırılınca daha bir göğsümüze basıp "ulcimaaa" diye sırtını pış pışlayacağıumız geliyor. Başlangıçta, "Aman yarabbi ne olmuş bu Sun Ah unniye?" diye büyük fikirler yürüttüğümü kabul ediyorum ama kaybedecek hiçbir şeyim yok düşüncesiyle hayata başka gözle bakmaya çalışan kıza olan sevgim bu soruyu ötelememi sağladı.
Scent_of_a_womanScent_of_a_woman
Bol bol eğlenip gülerek izlediğim ilk bölümlerin ardından yavaş yavaş durağanlaştık, romantizmin sularında yüzdük. Tango yapmaya gönül veren Sun Ah unni ile  Lee Dong Wook ve Joon Eom beylerden sırayla tango izledik (: Kim ne derse desin doktorumun yürüyüşü bile yeter :D

Hayata tutunmak için geri kalan zamanında yapılacaklar listesi hazırlayıp hayallerini tek tek gerçekleştiren Sun Ah şanslı bir kadın olarak 2 erkeğin desteğini arkasına alarak bu acılı dönemde hayata ilk kez böyle gülerek bakabildi.
Scent_of_a_womanScent_of_a_woman

Onun eğlenceli, patavatsız, anın değerini bilen halinden etkilenen sevgili Lee Dong Wook ise asker dönüşünde böyle sıcak bir yapımda bulunduğu için çok şanslı. Bence kariyerinin dizisi bu olacak (: 

Bu kadar iyi rol yapabildiğini daha önce görmedim zira, Sun Ah unni ile paslaşmaları çok iyiydi. Joon Eom ise karakterindeki değişiklikleri çok iyi gösterdi. Gittikçe daha güzel göründü gözüme (: Hele son tango sahnesinde ^^ 
Scent_of_a_woman 

Scent of a Woman farklı bir diziydi çünkü kuru ajitasyon yapmadı. Romantizmi de komediyi de kıvamında verdi.  




Başladığı gibi tertemiz, saf ve etkileyici bitti Scent of a Woman. Arşivimde büyük gururla saklayacağım bu güzel yapımı.
Scent_of_a_woman 



OH YOON JOO

23 Mart 2012 Cuma

Me Too, Flower! Benden Ötürü mü?

 
15 bölümlük bir romantik komedi olmak maksadıyla yola çıkan Me too, Flower 3 kadını bir adama bağlayarak ilerlediği yolunda eğlenceli ve garip bir yerde duruyor (:

O da ne demek? aklınızdan geçen cümle buysa açıklayayım hemen :D Dizi başlangıcı yerlerde diye tabir edebileceğimiz yavanlıkta ilerlerken 3 bölüm sonrasında sizi sarıyor ancak karakterler ve final yan yana geldiğinde sevdim mi sevemedim mi sorusuna muhatap olurken buluyorsunuz kendinizi :D

En azından ben o durumdayım (: İğrenti ve tiksintiyle izlediğim kadınların başında gelen Lee Ji Ah  (SMA'dan nefret ederim tamam ama en azından o ekranda çok iyi duruyor bunda o da yok :D Kayırmacılık Kore'de almış başını gidiyor a dostlar! ) bu projedede yüzümü kara çıkarmamış ve bütün iticiliğini sonuna kadar kullanmış.  
Başrol de böyle bir kadın olunca 2. kadına pek iş düşmüyor doğal olarak (: İzlediğim onca dizi ve film arasında en beceriksiz kötü kadın karakteri burada karşıma çıktı. Yaptığı bütün planlar elinde patlar mı bir insanın (: Patır patır patladı valla ehuehu :D Bak durum o kadar garip ki gülüşüme yansıdı :P  


Yan rollerde ki insanları dinlemekten nefret eden psikolog ve üvey kardeş rolüyle ortaya atlayan aşka aşık kızımız (burada aşk= para vurgusu da olmalı :D) oldukça iyiydiler (: Zaten kızımızı 2. kadın olarak görmeye alışığız :D


 Gelelim Çiçeğimize (: Güzel çocuk vesselam, karışık bir adam, hayata neresinden bakacağını bilmeyen biri mi yoksa hayata çoktan çelmesini takmış bir alim mi anlamadım hala :D Yanlış anlaşılmalara karşı anti özellikler geliştirmiş (:


 Başka dizide olsa alimallah yan yana gelemeyecek karakterler bu çocuğun sayesinde doğru düzgün ayrı bile duramadılar (: Vız gelip tırıs gitti bütün karışıklıklar (: 

Polis ve Pink vardı dizide birde (: Kızımızı görür görmez aşık olup kararsızım ama yaşını biraz düşünmem lazım diyerek bomba bir giriş yapan sevimli polisimiz gittikçe değer kaybetti Pink ise duvardaki görüntüsü bir kere ekrana yansıtabildi o da uzaktan (: 

Yani bu dizi kötü demeye içim el vermiyor ama iyi demekte sanki içimi acıtacak :D Zamanınız varsa izleyin fikrinizi belirtin yoksa siz sağ ben selamet :D




OH YOON JOO

19 Mart 2012 Pazartesi

Protect The Boss Wild Romance'a Karşı


Kıyaslamalar kıyaslamalar (: Karşıyım aslında bu karşılaştırmalara ama ne yapayım nedenlerim niçinlerim var bu iki dizi için  


Protect The Boss eğlenceli, uçuk kaçık, komik bir diziydi. Ama yan karakterleri zayıflığı nedeniyle ve neden sonuçlarla diyeyim benim iyilerim ya da kötülerim arasında kalamadı. Dizi etkileyici fikirlere sahipti ama o fikre fazla fazla asılmışlardı (: (Protect The Boss hayranlarını kızdırmayayım ama işte ^^ Zevksiz ben)
 
Yan karakterlerin solukluğu, arada sırada hareketlenmelerini sağlamak için yapılmış atraksiyonlara bağlanmaya çalışılmış, ani hareketleriyle ortamda varlıkları sürdürmeleri sağlanmıştı.
 
Başrolde ki iki çılgın sevimlilikleri ile oy toplayarak diziyi finallemişti. Güzel mi? Eğlendim izlerken evet ama bir şeyler dürterek beni uyardı ve yazmam gereken bu yazı taaa bu günlere   kadar sarktı. Eksik bir şeyler vardı. 
 
Gelelim yeni finallediğim Wild Romance dizisine. Biraz aşırma bir fikir mi desek yoksa "E şekerim tuttu bu fikir peşinden gidiyoruz sadece aşırma değil o esinlenme, esinlenme" mi bilemiyorum.
 
Çılgın kızımız yine burada koruma görevinde ama bu defa şans eseri ortaya atılmış bir koruma durumu söz konusu değil. Gerçek mesleği Korumalık olan bir kadının, fanatik beyzbol taraftarlığıyla başlayan olaylar sonucu, neden sonuç ilişkisine fena halde dayandırılmış bir hikayemiz var.
 
Fanatik olarak tuttuğu Martılar takımının şampiyonluğu elinden alan rakip takım oyuncusuna yapabileceklerini izlerken hem gülüyor hem de beyzbola dair taktikler öğreniyorsunuz.

Biraz alangirli anlatım tarzını benimsediklerinden kadro ve olaylar uzun tutulmuş. Beyzbol oyuncumuzdan nefret edenlere dair gizemin korunması için her an herkese top atıveriliyor.  
 
Karakterler içinde öyle bir ikili var ki (: Hatun tam bizlik. İlk gördüğünde bu adam benim diye etiketi yapıştırdıktan sonra nasıl olsa benim olacak o ee şunun hakkında ne düşünüyorsun diye arkadaşının ağzından bilgi almaya çalışması, Muhteşem kitaplığı, kitaplardan fikir alıp o fikirlerle hayatını yürütme çabası, açık saçık konuşurken havaların neden hala ısınmadığından bahsediyormuş gibi sıradan davranması gibi nedenlerle favorim olmuştur hatun kızımız Dong Ah. 
 
E buna çift olacak karakterin de akıllı uslu olması beklenmez değil mi? Bütün bedeniyle ilk göründüğünde amanın işte yeni bir "Kim Hyun Joong vakası" dedim, izledikçe bence o adamı ti ye aldıkları bir karakter olmuş bile olabilir     Robot adam olarak sıfır duyguyla oynayan beyimiz  Kim Tae Han bölümler ilerledikçe etiket yediği kız tarafından sarılıp sarmalanıp hiç bilmediği duygulara sürüklenir ki komedi burada başlıyor.  Yan rollerden ana karakterlere bakamadık :D 
 
Lee Dong wook Askerden dönmese ne izleyecekmişiz biz :D  Kim Sun Ah ile "Scent Woman"'dan hemen sonra Martı kafa ilşe rol aldığı Wild Romance diziside iyiydi. 


Çok büyük ilerlemeler görüyorum beyefendi de :D Olacak olacak hihi  Beyzbolcu rolü cuk oturmuş üzerine huysuz oğlan çocuğundan şirin mahalle bebesine dönüşü hızlı olsa da sevimli halleriyle üsteletmiyor bu fikri (: 
Komedi arasına serpiştirilmiş polisiye ile (ona polisiye mi denir, korumasiye deriz bizde :P) heyecanıda yüksek tutmuşlar kuru romantizm derdinden kurtulmuşuz :D Zaten Jessica ile yeterince nefret ettiğiniz kız gruplrını yad edeceksiniz o dilini söküp koparasım geldi misal bi ara :D Nedir yani köpek gibi dili dışarıda sırıtmalar falan ahaha :D Çooh  seksiydin kızım devam et böle ahaha Gerizekalı (:  



Dizilerin durumları, hikayeleri, beğenileri sizlere kalmış. Ama Wild Romance beğenen yegane kişi miyim bilmek isterim (: İzlemedik ki anacım biz diyecekseniz de Ulusal Robotumuz Kim ve Dong ah için mutlaka izlenmesi gereken bir yapım derim ^^  
OH YOON JOO

17 Mart 2012 Cumartesi

KanalD'de Kore Filmi "Tsunamiden Kaçış / Haeundae"


Kanal D ekranlarında Kore filmi izlemek. Hatırladığım kadarıyla bu bir ilk olacak umarım devamını da görürüz (:  
17 Mart 2012 gecesinin son dakikaları mı desem 18'in ilk dakikaları mı bilemedim :P Saat 00:00 'da Koreli onlarca ünlü oyuncunun yer aldığı bir felaket senaryosu olan "Haeundae" filmi bizlerle olacak. 

Tsunamiden Kaçış olarak çevrilen filmde bakalım dublajlar nasıl olacak (: Altyazılı gösterimler de başlasa keşke artık ulusal kanallarımızda konulu bir yorum yaptırmasa keşke (:


Şimdiden iyi seyirrler hepimize (:  OH YOON JOO

90'lar Mimi

Gözünüzde çok büyütüyorsunuz arkadaşım şu 90'ları. Neymiş ki bu 90'lar bu insanlar neden bu kadar seviyor, neyini seviyor ya da. Olay 90'larda değil aslında bilindiği üzere. O dönemin çocukları ele avuca geldi hiç işleri güçleri yokmuş gibi oturup sosyal ortamlarda, arkadaş arasında efsaneleştirmeye çalışıyor kendince işte (: 


80'ler partisi olursa 90'lar neden geri kalsın mantığı ^^ Bana kalsa daha gerilere gidilebilir aslında. İçimdeki gizli 90'lar aşığı susmaz ama asla. 

Ucundan bucağından yakalayanlarda var bu yazıyı okuyanlar arasında tadını doyasıya çıkaranlarda sadece bir efsane be o siz asıl 2000'ler anıldığında göreceksiniz eğlenceyi diyenlerde. Ama 90 larda çocuk olmak ayrıydı be güzelim (: İçimdeki ahjummanın aktifleştiği noktayız şuanda :D Korkmayın sevecen bir teyzedir, elindeki terlik zorunlu durumlar dışında ateş almaz ;)


90'lardan bahsedelim biraz. Kottan bir dünyada, Küresel ısınmadan uzak, sıcacık komşulukların hala yaşadığı, çocukların oynamak için korkusuzca sokaklara salındığı (tamam yine birkaç anne göz temasında beklerdi) bir 90'lar var benim geçmişimde. Kızlar erkekler sadece ip atlamak ve futbol oynamak için ayrılırdı. 
 
5 taş diye çok can sıkıcı bir oyunla birbirini alt edemeyen çocukların "Demek öyle, sen şimdi görürsün. Mahallede 3 tur atacağız son gelen kaybeder." söylemleriyle delice yarıştığı ama sonunda hep kahkahalarıyla ortalığı inleten çocukların kazandıkları oyunlar olurdu. 


Yeri gelir erkeklere siz bu işi beceremiyorsunuz diye çıkışan kızlar olarak 9 aylıkta oynadık, ağaç tepelerinde erik toplayıp yarıştığımız oyunlara ödül yaptık. Bir de hala anlam veremediğim keçi boynuzu ağacında oynadığımız evcilik oyunu var (: Onca dalı tırmanıp yukarılarda kendimize kurduğumuz o dünyada biraz fazla geçmişe yolculuk yapıyorduk galiba. 

Okul yolunda giderken aynı aileden onlarca kişi gider gibi selamlaşarak, herkesi tanıyarak giderdik. Kavgalarda o yolda yapılırdı dostluklarda. O yollarda ilk aşkı edindik o yollarda asıl dostluğu edindik. 


Şimdi bu anlattıklarının 90'larla ne alakası var mı diyeceksiniz? O dönemin sosyo-ekonomik durumunu anlatıyorum işte sizlere (: Arasından çekin alın :P


Misal okuldan çıkıp hemen köşedeki bakkaldan aldığınız leblebi tozu yüzünden öksürüp tıksırıp gazoza dalmadıysanız maalesef bilemezsiniz o yılların tadını. Okul önlerinde satılan elma şekeri arkadaşınız alamadıysa çatır çutur yemek yerine zaten bu boyaymış baksana yenmez diye çeşmede yıkayıp elmasını bölüşmediyseniz tadı yoktur dostlukların. (Nalet o şekerle kaplıyken asla bölünmez)

Yaz sıcaklarına inat deliler gibi koşarak su savaşlarında gazi olmadıysanız (bu her dönemin olayı galiba) bir anlamı yok gibidir yılların ^^


Birde yeni açılan özel kanalların sizlere sunduğu detaylar girer bu yıllarda hayatınıza. Misal öğleden sonra başlayan pembe dizi kuşağı sayesinde oyun saatlerimiz deliler gibi uzardı. Televizyonda birşeyler izlemek annelere göreydi dışarıda onca  keşif sizi beklerken.


Sonra bir gün geldi ve klipleri keşfettik, aşık olmak için klibe ne gerek vardı oysa (: Radyolar yetiyordu bizlere. İstediğimiz şarkı çalacak diye radyonun başında kamp kurar sonrada şarkı çalarken sunan ablalar abiler sessiz dursalar da şarkıyı güzelce kasetlere çekebilsek diye dualar ederdik. 


O abiler ve ablalar hiç susmadılar ve bir kaç yıl sonra VJ diye karşımızda bizlere görünmeye başladılar. 
 
O ablalar abiler ekranda görününce başka insanları fark edebildik. Hayatımız küçüktü galiba birazda. Yaşla birlikte hayatımızda büyüdü. Artık sevdiği kızlara hitap edenlerin lügatlarıda değişiyordu...


Bu kız beni görmeli bana kazak örmeli... 

Mahallemizin medarı iftiharı dünyalar yakışıklısı abimiz X (Adı bende saklı kalsın ahaha) gözlerimin önünde bu şarkıyla hanım ablalara yaklaşınca flaş! flaş! flaş! diye ışıklar yanıp sönmeye başlamıştı.  


Bakkal amcadan aldığımız solucan şekerlerin azalmaya başladığı günlerde kötü bir haber yayıldı mahallede. Liseye giden ve mülayim diye bildiğimiz bir ablamız intihar etmişti. Bu olayı ilginç yapan kısmı aşık olduğu Şarkıcı Tayfun kaza geçirdi haberinden sora bunu denemesiydi. Bundan dolayı asla unutmadım  bu adamı. 
Müzik kliplerini gördük sevdik ama türlere dair bir fikrim yok doğal olarak (: Ben dinlerim arkadaş gerisini boşver. Misal şöyle şarkılarda vardı bunu dinleyen çocuk aşık olur mu? İlginç ama oluyor (:


Bir Şapkalı kadın vardı misal, yıllar sonra Seden Gürel olduğu ortaya çıkan. Her yerde bum bum bum diye dolaşırdık bizde. İş güç yok heralde...
Pek garip gelen biri daha vardı, Emel müftüoğlu. Kadınsa bu abla şimdi neden kıza aşık oluyo yaa??? diye sormadık mı sanıyorsunuz,? Sorduk ama cevap gelmedi


Demetle elleri kolları kınalı bebekte söyledik arnavut kaldırımlı taş sokakta da oynadık. Nilüfer, Sezen her daim vardılar (: Tarkan o yıllarda yumurtadan çıkan çirkin ördek yavrusuydu. Şeytan azapta şarkısını beğenen tek kişiydim (: Burak Kut vardı sonra... 
abi kardeş Hakan-Zafer peker vardı. İnce, naif sesiyle geri planda kaldı Zafer ama Hakan Peker aldı yürüdü. Köylü güzelleri, Hey Corç versene Borç olmaz Maykıl bende de yok söylemlerini soktu hafızlarımıza. Birçok yeteneğin birleştirildiği albümler çıkmaya başladı. Harun kolçak, bendeniz saçlarıyla gündemdeydiler. 
Ve bizde gün geldi hapsolduk o aptal kutusuna (: Çılgın Bediş izledik ulen biz. Var mı ötesi?
Bu sabah 8:15 vapurunda onu gördüm karşımda. Dizlerimi titretti aşık oldum galiba sözleri hala buralarda kayıtlı. Alacum Mükücüm tabiri dilimde hala (:

90 lardan çıkmaya yakın daha iyi sesler dinledik. Kargo ile tanışıp, Sinan Erkoç dinledim. Radyolarda tanınmış dinleyici olmak vardı o dönemde. 
 
Sailoormoon, Şeker kız Candy hayatıma girdi.  Ninja Kaplumbağalara bağlı değildik artık. Bu arada o yılların vazgeçilmezi vardı Yerli Malı haftası (: Nereden aklıma geldiyse şimdi. Aynı masada toplaşıp grup çalışmaları yapmak bir grubun yöneticisi olmak o gruba Grup Vitamin adını vermek nasıl bir duygu bilir misiniz siz?

Yaratıcılık yerine direkt aşırmacılık yapılan yıllarmış demek ki 90lar ayrıca (: 

Sayım var  dendiğinde sabahın 7'sinde ayağa ailecek dikilmek öğleden sonra gelen görevli için dakikalık görünüp bütün gün asık suratla oturup yastığa yan gözle bakmak (: 

90'lar güzeldir güzel. Bana 90'lar bir başkasına 80'ler bi başkasına 2000'ler :D 2000 lere de güzel yıllar diyecekler değil mi? :D Ahh ahh  

 

Bu güzel mimi de bacıtların ikincisi güz insanına ve yazıp yazmadığında bir haber olduğum
 be-pu'ma yolluyorum (:
OH YOON JOO

14 Mart 2012 Çarşamba

Kore Dizileri -Kazan'ın Ödülleri


Hikaruivy'den gelen harika bir mim ile karşınızdayım bu defa :D Kore dizileri için Emmy ödül töreni ayarlama fikrini ortaya atan sevgili hikarumuzun mim için seçtiği kişilerden biride benim (:


3 5 fikir beyan ederek (daha fazlası olduğunda çaktırmayın siz :D) bugüne kadar izlediğim dizilere ödlü vereceğim. Bakalım kimler ne ödülü ile evlerine geri dönecekler :D
 
En Şaşırtıcı: "Misa" O kadar çok ters köşeye düştüm ki izlerken. Misa'nın en sevdiğim yanıda bu zaten, sulu zırtlak ağlamak yerine düşündürüp karakterlerle iyice bağlandıktan sonra duruma ağlıyorsunuz olaylardan çok. 


En Sıkıcı: Lie to Me, Marry me Marry, Winter Sonata ve "My Fair Lady". Lie to Me de iki oyuncu ancak böyle heba edilebilirdi diye düşünüyorum. Marry Me desen hala final yapabildiğimin şaşkınlığı içerisindeyim (:  JGS büyük adamsın izletmeyi başardın diziyi (: Winter Sonata bütün dünyayı etkilemiş ancak o kadar çok hatayı sokuyor ki gözünüze gözünüze . My Fair Lady Jung İl Woo'ya rağmen izleyemediğim ve 12. bölümde ki şok ile birlikte silip kayıtlardan yok ettiğim bir yapımdır. Yok arkadaş! O kadarda değil dedirtti bana resmen (:


En Şeker: My Girl dizisi Lee Da Hae ile önde ileliyor ister istemez (: Ardından Gumiho dizisi geliyor ve son olarak 1 ana 3 baba dizisine (:

En Sürükleyici: Ardı ardına bitmesin diye izlediğim dizi finaliyle de " ama nideeen!" diye kendime isyeean ettiğim dizi sayısıda çok fazla :D İnanılmaz ama gerçek(: Sungkyunkwan Scandal dizisi oyuncularında sayesinde akıp geçti misal. Tarihi drama severlerin bayılacağı bir yapım Hwang Jin Yi'de öyle. Ardarda izlediğim ve beni etkileyen yapımlardan biri. The Between Dog and Wolf dizisi ve City Hunter dizileri de bu kısımda dursunlar (: 





En Komik: The Greatest Love dizisi artık bir fenomen. Ding Dong deneyi bile yaptırdı adamlar bana daha ne olsun :D Goong dizisi benim için ayrı yerde duran ve özellikle genç çiftimizin zifaf geceleri konulu bölümde birkaç kez yere düşmeme sebep olacak kadar beni güldürmüştür. Who Are You dizisi muhteşem oyunculuklar ve mimiklerle kırıp geçirmiştir zamanında ayrıca ^^ 
En Acıklı: "Misa" tartışılmaz, her izlediğimde fenaları oynuyorum. Bu kadar olmasa da "A Love To Kill" de beni çok acıtmış bir dizidir. Hemde herkesin aksine başrollere değil, kıza aşık olan ama intihar edip hayatından çekilen abiye darlandım ben (: Cadılık başa bela.



En Oppası bol: Öncelikle kategoriyi en yakışıklısı bol'dan bu hale çevirdim. Pasta dizisine uğramamak olmaz söz konusu yakışıklı olunca :D İnsanın mutfaktan çıkası gelmiyor (: Şefler oradan oraya koşuyor, servis elemanları  takılıyor, yetmiyor müdür giriveriyor derken gözlere şenlik :D
En İyi Estetik Kurulu: Kore'en bahsediyoruz arkadaşım :P Çekememezlikten değil yani hepsi yapma bunların hehehe (: En güzel hatunların buluştuğu dizi benim en nefretliklerim arasında yer almalı aslında bakalım, Romance Town dizisine gidiyor (: O kadar hizmetçi var ki metrekareye düşen estetik cerrah sayısı 3 falan olsa gerek :P

En KlasikOne Fine Day bildiğin Küçük Emrah'a bağlamış bir Gong Yoo yanına da dünyalar güzeli Küçük Ceylan rolüyle kondurulmuş bir Sung Yu Ri :D Tam bir rezalet fazla yaklaşmayın!


En Değişik: Hmmm, değişiklikte göreceli ya bakalım neler çıkarabileceğiz. Öncelikle tarihi diziye olmadık komedi unsurlarıyla bakış açılarını darmadağın eden bir Hong Gil Dong efsanemiz var. Bir Ruhu bedenlere girip çıkmaya zorlayarak bu durumdan komedi unsurları yaratan Who Are you var. Bir damla kanla olayları çözemeye çalışan beyimiz Vampir Savcı var. Özellikle 7.. bölüm neydi öyle?

En Felsefik: Her dizinin kendine özgü bir felsefesi vardır diyelim (: Secret Garden gibi gözümüze sokan dizile olduysa da aklıma gelmiyor şu zaman diliminde ^^

En Umut Verici/Gaza Getirici: Dizilerle pek gaza gelemedim henüz. Ama ümitliyim  (: 



En Tatlı Çift: Hyun Bin - Ha Ji Won (Secret Garden), Lee Min Jung- Kyeong-ho Jeong (Smile You), En tatlılarıda bunlar (: Chang ui Song- Lee Sang Woo (Beautiful Life)



En Tatlı 1. Erkek: Lee Jun Ki (Hero), Seung-heon Song (My Princess), Jeong-myeong Cheon (Foxy Lady)



En Tatlı 1. Kız: Rim Chae (Dal Ja Spring), Soo Ae (9 End 2 outs), Sung Yu Ri (Hong Gil Dong)



En Tatlı 2. Erkek: Daniel Henney (Kim Sam Soon) , Jung Yong Hwa (ANJELL)
 

En Tatlı 2. Kız:2. kızlara da kıl olduğumun resmi dursun burada :D  Ben elleri boş kalan 2. adamların tesellisinden sorumlu 2. kızım :D 




En Güzel Kostümler:İyi giyinen Korelileri aynı kadrajda tutmak çok zor bilindiği üzere (: Hmmm Romance Zero dizisinde Tae-seong Lee 9 end 2 outs 'da Jeong-jin Lee beyler göz doldurur. Gong Yoo beylerin Coffee Prince ile giydiği gömlekler markalaşmalı diye düşünürken aynı şıklığı Dream dizisi ile yeniden gözlerime sokan sevgili Ju Jin Mo vardır.


Kızlarda ise Snow Queen  ile Sung Yu Ri yeterlidir :D




En Güzel Müzikler: Müzikler özellikle Ost'ler söz konusu olunca bir duracaksın arkadaş (: 
Öncelikle bir yerde ost deniliyorsa öncelikle mutlaka Bad Love Ost dinlenmiş olmalıdır(: Muhteşemdir tek kelime ile hemen ardından ise bir Misa ost ile kendinizden geçersiniz, Bu çok yordu bizi biraz moral biraz eğlence derseniz My Girl ost si de dinleyin yahu ama Winter Sonata'ya bakmayı ihmal etmeyin derim (: Bir de Park Hyo Shin varsa mutlaka bir göz atın :D






En Gerçekçi: My Lovely Kim Sam Soon, Foxy Lady , I Need Romance diyelim bizden olsun ^^


En Masalsı:Tamra the Island  Açılışıyla, kadınların sevimlilikleriyle , müzikleriyle tam bir masal kitabına çekiyor sizleri. 49 Days içinde barındırdığı soyut varlıklarla yerini alıyor listemde. 







Şimdi sırada asıl listeleri açıklama var (:


En Başarılı Diziler (top 5): Senaryo ve oyunculuk (ardından daha az ağırlıkla prodüksiyon kalitesi, müzikler, kostümler… geliyor) baz alınmıştır:


1- Chuno


2- Misa


3- Secret Garden


4- My Lovely Kim Sam Soon 


5- İljimae






En Keyifli Diziler (top 5): Yüreğimdeki sıralama budur :D


1. Misa


2. Secret Garden / The Greatest Love


3. Coffee Prince


4. Dal ja Spring /   You’re Beautiful 


5.Gumiho




 
Mimi gönderme zamanıdır şimdi (: Blog dünyasının en taze insanlarından biri olan sevgili Selsi'ye , Sessiz sakin kalmış sevgili gacım kimpab'a ve Madam Puff'a yeni postlarınızı daha sık görmek istediğimi belirten  dilek kartımla yolluyorum (: 



OH YOON JOO
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...