10 Mayıs 2013 Cuma

Zeus Kore Topraklarına Da Uğradı Mı ? # 2

Kpop dünyasında Zeus'un çocuklarının izini sürmeye devam ediyoruz. İlk yazıyı okumadım ki ben diyenler için tıktık

Sahnedeki Yerini Alan Yıldızlar 
"Yıllarca çalışıp bu bedene sahip olmak için uğraştım ama sonunda ne oldu yeteneksiz olduğumu söyleyip kabul etmediler beni. Ellerinden kaçırdıklarına pişman olacakları gün gelecek elbette. Siz kiminle aşık attığınızı bilmiyorsunuz tabii. "
Genç delikanlı elemelerin sonucunun yazılı olduğu listeye tekrar baktı. Birbirine benzer isimler arasında kendi adının yazılı olmaması canını sıkmıştı. Boynu bükük koridorları geçip şirketin dış kapısından ayrılırken kapıda bekleyen lüks aracın içindeki adamın kendisine seslendiğini duyup merakla aracın yanına gitti.

- Seni elemelerde izledim, bu şirketin geleceği görmeyeceğinden emin olduğum için seni burada bekledim. Benimle çalışmaya ne dersin?

Kendisine uzatılan kartvizitin gold rengine kapılan delikanlı arabaya binip adamın anlattıklarını dinleyerek yeni şirket binasına geldi. "Seni şirketin en güçlü gruplarından biriyle tanıştırayım. Selam verin çocuklar aramıza yeni bir arkadaş katılacak." Karşısında duran 6 kişilik grup oldukça sıcak tavırlarla selamladılar yeni adamı. İçlerinden biri atıldı "Bizi tanımıyor musun yoksa neden bu kadar tepkisiz duruyorsun?" Genç delikanlı şaşkınlıktan tutulan diline söz geçirip  sonunda oldukça yüksek sesle bağırabildi. "Shinhwaaaaa "

Grup üyelerinin kahkahaları eşliğinde kendisine gelen delikanlı küçümsendiğini düşünüp pişman oldu az önceki fangörl haline. "Hmmmm Fangörl... Güzel lafmış bu ilerde bunu kullanalım mutlaka" diye not aldı kafasının bir köşesine.

Dışarıdan içerideki şaşaayı yansıtmayan binanın geniş çalışma odaları ve dinlenme salonlarıyla da tanışınca deliye dönmüş halde kendisine sorulan her soruya "Evet evet evet" diye cevap verdi. Yanaklarında pembeden kırmızıya doğru giden başardım sevinci yayılırken çalan kapıyla içeriye giren 4 delikanlı bir anlık soluksuz kalmasına neden oldu. 
Ortalarında duran güler yüzlü çocuk gülümseyerek yanına yaklaştı, yeni ayaklanmış çocuğun omzuna şaka yollu bir yumruk attıktan sonra gözlerinin içine bakarak ""Hoşgeldin, Ben Yunho

Kafasıyla selam verdiği adamın arkasında kalan çocuklarda yaklaşıp sırayla kendilerini tanıttılar. Uzak, kibirli ama oldukça hoş görünen Jaejoong'du, saatlerdir bir şey yemediği için söylenenin adı Changmin'di ve grubun maknea diye tabir edildiğini öğrendiği ufaklığıydı. Kendisine göre en uzakta duran ve belirgin bir özelliği olmayan ise Junsu olarak tanıtmıştı kendisini. Diğerleri tamam ama bu çocuk kesin bir dayı/amca olayıyla karşısındaydı.

"Şirketin ilk çalışanları" diye başladı Soo Man "H.O.T, S.E.S gibi isimlerdi. Hepsi isimlerinden gelen gücü kullanarak sahnede ışıldamayı başaran starlar oldular. *Shinhwa ile tanıştınız zaten. Nasıl, ismi gibi efsane olmuş bir grup değil mi? Şimdi aramıza yeni katılan bu yetenekli çocuk ile grubunuz tamamlandı artık çalışmalara odaklanabilirsiniz. "

Hep bir ağızdan coşkuyla "Yee" diye bağırdı gençler. Sonra Jae kapıya yönelen gruptan sıyrılarak çocuğun yüzüne baktı, "Adım ne demiştin?"

Soo Man'ın elleri iki omzundan bastırırken kendi tanıtımını dinledi delikanlı. "Yoochun... Grubunuza dahil olacak son kişi yani. Bu arada aklıma gelen grup ismi umarım hoşunuza gider."

Genç çocuklar birbirlerine bakarak zaten deli olduğundan emin oldukları adamın odasından ayrıldılar. Yoochun gruba son eklenen üye olarak zaten kaynaşmış grup üyeleri tarafından dışlanacağını seziyordu.

- Heey! Bu adam cidden deli, bulduğu isme baksanıza.

Gözlerini kısarak kapılarına yapıştırılmış kağıda baktı grup üyeleri. Maknea işaret parmağı yardımıyla heceleyerek bir kere daha okudu.

Dong- Bang- Shin- Ki

- Dong Bang Shin Ki yani Doğunun Yükselen Tanrıları yani biz öyle mi ahahahaha! 


O sırada

Medusa devasa kapının açılmasıyla içeri girdi "Tanrıçam dilediğiniz şekilde çocuklardan biri daha Lee Man Soo tarafından ele geçirildi az önce. Bundan sonra ne yaşayacaklarından zaten haberdarsınız. Sonu ya kendi elleriyle getireceği bir ölüm ya da ölümüne çalışarak aldanacağı zevki sefa olacak. "

- Bu hızla çalışmaya devam ederseniz nasıl hepsinin acısına tanık olabilirim ki! Daha fazlasına ihtiyacım var. Çook daha fazlasına...

Memnun edilmekten çok uzak duran Hera için daha fazla çalışan bulmak zorundaydı ve saçlarındaki yılanlar yüzünden kiminle görüşmeye kalksa taş kesildiğinden işleri hızlandıramıyordu. Athena olacak kurt her şeyi yine oldukça iyi hesaplamıştı anlaşılan ama bunun acısını ondan alacaktı eninde sonunda. 
~ ~ ~ ~
Jaejoong sinirden ağlayan çocuğun omuzlarına attığı koluyla kendisine sıkıca çekti. 

Başparmağıyla Yunho'nun gözündeki yaşları silerken oldukça ciddi görünüyordu. Uzaklara bakarken sesine verdiği tiyatral tını ile; 

"Bir erkek ömründe üç kere ağlar; doğarken, sevgilisinden ayrıldığında ve menajeri ona yiyecek bir şey vermediğinde..."

dediğinde Yunho yanındaki adama bir süre bakıp ne yapacağını bilemeden ortada kalakaldı. Az önce 4 saatlik yorucu dans pratiği sırasında ayağını burkmuş bu yüzden eğitmeni tarafından fırçalanmış, üstüne o halde çalışmaya zorlanmıştı. Şimdi davul gibi şişmiş ayağı ile aynaya yaslanmış, acısı yüzünden ağlarken duyduğu sözlere inanmak istemiyordu. 

- Sen... Sen  nasıl bir insansın hala çözemedim Jaejoong. Moral vermek istediğini biliyorum ama...

Sözünü tamamlamasına izin vermedi yanlarına gelen delikanlı, elinden tutup onu ayağa kaldırırken. "Ya ya yaa! Sakat bir ayağın tek ilacı vardır o da yemek. Hadi bir şeyler yiyelim."

Maknea grubu sürüklercesine yemek yiyecekleri yere götürdü. Artık daha saygı duyulan bir grup olmuşlardı. Çıkardıkları albümler komşu ülkeleri bile sallamaya başlamıştı kimse bu kadar kısa sürede gelen bu yükselişe inanamıyordu.

"Man Soo deli falan ama baksana dediği gibi bir anda yükselen tanrılara dönüştük hepimiz. Onlarca hayranımız konserleri dolduruyor, adım attığımız yeri bizden iyi biliyorlar." Junsu'nun sözünü böldü Yoochun. "Ne tanrılar ama, nefes almak için bile duraklayamıyoruz, arkadaşlarımızla izin verildiği müddetçe  görüşebiliyoruz. Tutsak tanrılar olarak adımızı değiştirsek mi?" 

Changmin gülerek cevapladı büyüğünü; " Hey unutma Tanrılarda büyüklü küçüklü biz sadece Zeus'un işini yapan sıradan tanrılarız, günün birinde bizimde işlerimizi yapan  tanrılar dolaşacak etrafımızda."

Yunho ensesine vurdu Changmin'in. " Etrafında koşturan tanrılar isteyene de bak. Sen bu çığlıklarla ne tanrısı olurdun kim bilir? " 

Onlar yemeklerini yerken içeriye giren genç çocuklar başlarıyla selam verip yollarına devam ettiler. Yanlarındaki menajer tek nizam yürüttüğü çocuklara kırbaçla yol gösteren bir köle eğitmeninden farksız görünüyordu.

"Bakın işte ne demiştim, tanrılara hizmet için yollanmış kurbanlar geldi sonunda."

Changmin gruptakileri ikna etmek için dil dökerken odadaki büyük ekran televizyon açıldı. 

-Bakıyorum da yeni gelen çocukları çekiştirmeye başlamışsınız bile. Büyükleri olarak onlardan sorumlusunuz, eğitimlerine destek olmak sizin işiniz. Desteğinizi esirgemeyin onlardan. Hah... İşte yeni klibiniz yayınlanmaya başladı.




*Shinhwa = Efsane / mitoloji anlamına geliyor. 


Tanrısal bağlar yerini grup tanıtımına bırakmış gibi (:

4 yorum :

  1. Bir an uyku sersemi ne okuduğumu bilemedim sonradan haaa diye bir tepki verdim :)) Bu yazının nereye gideceğini çok merak ediyorum cadı güzel devam ediyor :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahahahaha Shinwa'dan aldım bayrağı gidiyorum gündüz gece :D

      Sil
  2. bebeğim tanrı diyoduk eros diyoduk Shinhwa'ya ne ara geldik hadi geldik DBSK'ye ne ara bulaştık.. hayır sonlara doğru bi SUJU çıkarması olacak gibim geliyo ya hadi bakalım hayırlısı :D:D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya bunlar hep tanrısal isimler falan kullanmışlar ya oraya bağlamak istemiştim ama şimdi şevkim kırıldı :'(

      Sil

Kazana Attığınız malzemelerle daha lezzetli iksirler ortaya çıkacak ^^
Nihahahaha Yorumunuzu Eksik Etmeyin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...